İsveç’teki Karolinska Enstitüsü araştırmacıları, yaygın kullanılan DEHP ftalatının vücutta dönüştüğü MEHP bileşiğinin, insan yumurtalığında sadece folikül hücrelerini değil, onu çevreleyen diğer doku hücrelerini de olumsuz etkilediğini ortaya koydu.
Karolinska Enstitüsü öncülüğünde yürütülen yeni araştırma eBioMedicine dergisinde yayımlandı. Araştırmaya göre DEHP (di-2-etilheksil ftalat) maddesinin vücutta oluşturduğu türev olan MEHP (mono-2-etilheksil ftalat), yumurtalık dokusundaki geniş bir hücre yelpazesini etkileyebiliyor. DEHP; PVC borular, yapışkan bant, duş perdesi, tıbbi kateterler ve kirpik yapıştırıcısı gibi onlarca günlük üründe malzemeye esneklik kazandırmak amacıyla kullanılıyor ve besinler yoluyla bağırsaklardan kolayca kana karışıyor.
Bugüne kadar yapılan araştırmalar çoğunlukla üremede doğrudan rol oynayan folikül hücrelerine odaklanmıştı. Yeni bulgular ise MEHP’in yumurtalığı destekleyen başka hücre gruplarına da nüfuz ettiğini gösterdi.
Araştırmanın başyazarı, üreme biyolojisi uzmanı Pauliina Damdimopoulou, elde edilen sonuçların ftalat bileşiklerinin etkisinin, yumurtalıkta şimdiye kadar araştırmaların merkezinde yer alan yumurta hücreleri ve foliküllerden çok daha geniş bir hücre çeşitliliğine yayıldığını kanıtladığını belirtti. Damdimopoulou, en çarpıcı bulgunun yumurtalığın sinir dokusuna ait hücrelerin bu etkiye karşı yüksek düzeyde hassas olması olduğunu ekledi.
Araştırma, yedi donörden toplanan yumurtalık örneklerinin laboratuvar ortamında kültürlenmesine dayanıyor. Bunların beşi cinsiyet değiştirme süreci kapsamında yumurtalığın alınması sırasında, kalan iki örnek ise planlı sezaryen ameliyatı sırasında biyopsi yoluyla elde edildi. Katılımcıların hiçbiri daha önce yumurtalık hastalığı geçirmemiş, ayrıca hiçbiri sigara kullanmamıştı.
Her doku örneği altı günlük sürede üç ayrı koşula maruz bırakıldı: birinci grup MEHP içermeyen kontrol çözeltisiyle işlendi, diğer iki gruba ise 20,51 nanomol/litre (nM) ve bu rakamın 1.000 katı yoğunluğunda MEHP verildi. Araştırmacılar, 20,51 nM düzeyinin gerçek yaşamda insanların karşılaşabileceği, bilimsel ifadeyle “epidemiyolojik açıdan önemli” seviyeye karşılık geldiğini belirtti.
Sinir sistemi hücreleri daha zayıf direnç gösterdi
23 yaşındaki bir donörden alınan örnek üzerinde yapılan tek hücre genetik analizi, incelenen yedi hücre tipinin tamamında MEHP maruziyetinin kontrol grubuna kıyasla gen faaliyetinde belirgin farklılıklar yarattığını ortaya koydu. Çoğu hücre türünde yoğunluk arttıkça farklı ifade edilen genlerin sayısı da arttı; bu değişiklikler hücre yapısı, yapışma kapasitesi ve enerji üretimine hizmet eden oksidatif fosforilasyon süreçlerini olumsuz etkiledi.
Buna karşılık, yumurtalıklarda son dönemde tanımlanan sinir sistemine ait glial hücrelerde doz artışının farklı ifade edilen gen sayısı üzerinde belirgin bir etkisi görülmedi. Araştırmacılar bunu glial hücrelerin MEHP karşısındaki özel kırılganlığının bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Ayrıca MEHP etkisinin hücreler arası iletişimi bozduğu, bu olumsuz etkinin yüksek dozlarda daha belirgin görüldüğü de tespit edildi.
Araştırmacılar vardıkları sonuçta, toplanan bilimsel verilerin ftalat bileşiklerinin gerçek hayatta görülen yoğunluklarda dahi insan yumurtalığının işleyişini folikül sınırlarının ötesinde de bozabildiğini doğruladığını belirtti. Araştırmacılara göre glial hücrelerin MEHP’e gösterdiği hassasiyet, ftalat maruziyeti ile polikistik over sendromu arasındaki ilişkiyi açıklayabilir; bu nedenle gelecekteki toksikoloji araştırmaları dikkatini yalnızca foliküllerle sınırlı tutmamalıdır.
Kaynak: ScienceAlert

