Azerbaycan ve Kazakistan petrol anlaşmaları Rusya'dan farklı
carci.news
Carnegie Vakfı: Azerbaycan ve Kazakistan’daki petrol anlaşmaları Rusya’dan farklı
Enerji

Carnegie Vakfı: Azerbaycan ve Kazakistan’daki petrol anlaşmaları Rusya’dan farklı

ABD merkezli Carnegie Vakfı analisti Edward C. Chow, Batılı petrol şirketlerinin 1990’larda Rusya ile imzaladığı enerji anlaşmalarının neredeyse tamamının sonradan köklü biçimde değiştirildiğini, buna karşılık Azerbaycan ve Kazakistan’daki anlaşmaların otuz yılı aşkın süredir geçerliliğini koruduğunu yazdı.

Carnegie Vakfı’nın “Carnegie Politika” bloğunda yayımlanan değerlendirmede Edward C. Chow, Sovyet döneminde keşfedilen Azerbaycan’ın Hazar kıyısındaki yataklarının ve Kazakistan’daki Tengiz yatağının, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ilk yıllarda Batılı şirketlerle işletilmeye başlandığını belirtti. Yazara göre bu ülkelerin söz konusu yatakları tek başına geliştirecek imkânı yoktu ve ekonomik bağlarını Rusya dışına taşımak istiyordu; bu durum Batılı şirketlerin çıkarlarıyla örtüştü.

Chow, aralarında kendisinin eski işvereni Chevron’un da bulunduğu şirketlerle otuz yılı aşkın süre önce imzalanan bu ilk anlaşmaların bugün hâlâ aynı şartlarla yürürlükte olduğunu aktardı.

Analist bu tabloyu Rusya ile kıyaslıyor; Chow’a göre Rusya’da Batılı şirketlerin imzaladığı büyük anlaşmaların neredeyse tamamı radikal biçimde değiştirildi. Yazıda, BP’nin TNK-BP ortak girişimindeki payını devlet şirketi Rosneft’e satmak zorunda kalması, Shell’in Sakhalin-2 projesinde operatörlük statüsünü kaybederek payını Gazprom’a düşük fiyattan devretmesi ve Exxon’un Sakhalin-1 projesindeki yatırımını zarar yazmak zorunda kalması örnek gösteriliyor.

Carnegie: Rusya ile enerji anlaşmaları Batı’nın çıkarları için risk

Yazara göre petrol ve gaz gelirlerine dayanan merkeziyetçi rejim, egemen kontrol saydığı alanlardan hiçbir zaman geri adım atmadı ve devlet çıkarları her zaman ticari çıkarların önünde tutuldu. Chow bu durumu, Donald Trump yönetiminin Rusya ile imzaladığı dizel anlaşmasıyla ve Kremlin’in önerdiği bildirilen diğer enerji projeleriyle ilişkilendiriyor; bu projeler arasında Rusya’nın Avrupa’ya boru hattı ihracatının yeniden canlandırılması, Alaska LNG projesine Rusya’nın dahil olması ve yaptırımlı LUKoil’in uluslararası varlıklarının satışı yer alıyor.

Yazar, spekülatif ticari çıkarların dış politikayı şekillendirmesine izin verilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor ve enerji anlaşmalarının Ukrayna’ya barış getirebileceğine inanmanın kendi kendini kandırmak olduğunu vurguluyor.

Related posts

SOCAR üçüncü çeyrekte 1,7 milyon ton petrol, 1,7 milyar metreküp gaz üretti

rashadamiraliyev

SOFAZ’ın hidrokarbon satış geliri 4,6 milyar dolara ulaştı

Editor

Azerbaycan’da EMTA üçüncü çeyrekte 4 bin 920 başvuru aldı

Editor

Yorum yapın

IP geolocation by DB-IP